İleri Dönüşüm

Yazar: Batuhan Aysan

Sürdürülebilirlik son zamanlarda her yerde karşımıza çıkıyor; okullarda, hastanelerde, topluluklarda sıkça duyuyoruz. Peki, bu kavram bize ne kadar yakın, gündelik hayatımızda gerçekten ne kadar yer ediniyor? Bu yazımda, ileri dönüşüm üzerinden, hayatımda buna nasıl yer verdiğimi en sevdiğim örnekle anlatacağım.

Eskiyen kıyafetlerden toz bezi, atık tuğlalardan ateş çukuru ve sosyal medyada en az hepimizin önüne bir defa çıkmış olan deterjan şişelerinden vazo yapım videoları… Bunlar ileri dönüşüme harika örnekler.

Kırılan, bozulan, işlevini bitiren bir eşyayı başka bir yol ile kullanmaya devam ettirdiğiniz oluyor mu? Eski çerçeveler, yoğurt kabı, hediyenin dikkatlice, yırtılmasını engelleyecek şekilde açıp kenara kaldırdığımız o hediye ambalajları… Heh, işte buralarda aslında hepimiz ileri dönüşüm yapmaya başladık.

Aile büyüklerimiz “Yavrum, sen onu atma, ileride işe yarar.” deyip karton poşetleri yatak altına, bazı eşyaları biriktirerek kaldırdığını mutlaka hatırlarız. Gerçekten de denildiği gibi, ihtiyaç duyulduğunda birazcık değiştirerek aslında atıyor olduğumuz eşyaları kullanırız. İleri dönüşüm aslında bizim doğamızda var.

İleri dönüşüm, bir eşyanın ömrü bittiğinde onu çöpe göndermek yerine, sahip olduğu malzemeyi, hikâyeyi ve emeği başka bir işlevle yeniden hayata katmak aslında. Geri dönüşümden farklı olarak, eşyayı parçalamadan, olduğu hâliyle ya da küçük dokunuşlarla dönüştürmeyi öneriyor. Bazen bir kumaş parçası yeni bir çantaya, bazen eski bir ambalaj saklanarak başka bir günün parçasına dönüşüyor. Bu yüzden ileri dönüşüm sadece çevreci bir tercih değil; aynı zamanda alışkanlıklarımıza, hatıralarımıza ve ihtiyaç anlarında ürettiğimiz pratik çözümlere dayanıyor.

Ben ileri dönüşüme küçükken eşyalarımdan yeni oyuncaklar tasarlayarak başladım. O zamanlar bunun bir ileri dönüşüm olduğunu, çevreci bir hareket olduğunu, aynı zamanda ekonomik olduğunu bilmiyordum; farkında değildim. Ama az önce de dediğim gibi, sürdürülebilirlik ve ileri dönüşüm gibi kavramlar aslında bizim doğamızda var. Oyuncaklar filmindeki o çocuk gibi kendi oyuncaklarını tasarlıyor, eskilerden yeni oyuncaklar yapıyordum. Zaman biraz geçti ve bir gün televizyonda Derya Baykal’ın atık iplerden battaniye yaptığını gördüm. Ben de elime geçen kumaşları biraz kestim, diktim. Günün sonunda bir bez oluşturdum. Zaman geçirmek için başladığım şeyin aslında yıllardır kullanılan bir teknik olduğunu sonradan öğrendim.

Kırk yama, eldeki kumaş parçalarının bir araya getirilerek yeni ve kullanışlı bir yüzey oluşturulmasına dayanan, oldukça eski bir yöntem. Dünyada ve Anadolu’da yüzyıllardır uygulanan bu teknik, özellikle 18. yüzyıldan itibaren daha görünür hâle geliyor. Yokluğun ve ihtiyaçların içinden doğmuş; eskimiş giysiler, artan kumaşlar bir araya getirilerek battaniyelere, örtülere, çantalara dönüşmüş. Her parça başka bir zamana, başka bir ana ait ama birlikte bambaşka bir hikâye anlatıyor. Bu yüzden kırk yama sadece bir dikiş tekniği değil; tasarrufun, emeğin ve devam etme hâlinin somut bir karşılığı. Kırk yama nasıl yapılır?

Önce kazak onardım, sonra bir pantolonun eskiyen yerine bir yama diktim veya beğenmediğim bir logoyu kapatmak için kullandım. Teknik basitti ama aynı zamanda eğlenceli ve değerli hissettiriyordu. Sevdiğim sweatshirt’ü kullanmaya devam edebiliyor ve aynı zamanda doğaya, ekonomiye, insana değer vererek bir gün daha geçiriyordum. İleri dönüşüm benim için tam olarak burada anlam kazanıyor: geçmişten gelen bir alışkanlığın, bugünün sorunlarına hâlâ cevap verebilmesi.

Büyüklerimiz çok iyi bilirler ki aslında kırk yama eskiden çok yaygındı. Hâlâ yer yer gözlemlemek mümkün. Kırk yama, bir ihtiyacın yokluktan doğmuş etkili bir çözümü.

Hobi olarak başladığım kırk yamayı; belediyeler, üniversiteler ve benzeri ortaklıklarla kâr amacı gütmeyen kumaş çanta ve kırk yama-popüler adıyla da patchwork-atölyeleri düzenlemeye başladım. Bu buluşmalarda patchwork ve kırk yama hakkında konuşuyor, ne olduğunu öğreniyor ve gündelik hayattaki sorunlara basit, etkili, tarihi olan çevreci çözümler üretiyoruz.

Bugün ileri dönüşüm ve kırk yama gibi kavramları konuşurken aslında çok da yeni bir şeyden bahsetmiyoruz. Sadece yıllardır hayatımızda olan, elimizin altında duran çözümlere yeniden bakıyoruz. Bazen bir kumaş parçasında, bazen kenara kaldırılmış bir eşyada saklı olan bu yaklaşım; daha az tüketmeyi, elde olana değer vermeyi ve ihtiyaç anlarında üretmeyi hatırlatıyor.

Bir Cevap Yazın

Yukarı ↑

Good4Trust.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin