Biyotaklit: Doğadan Öğrenmek

Doğa, tasarımdan sosyal problemlerin çözümüne sistem oluşturma ve çözüm üretme konusunda örnek alabileceğimiz en zengin kaynak. Milyonlarca yıllık tecrübesini bizimle sakınmadan paylaşıyor. Biz de doğanın sunduklarından faydalanarak yani biyotaklitle tasarımlar ve sistemler oluşturarak insanlığın devamını sağlayabiliriz. Nilüfer yaprağı Taklit dilimizde kötü algılanan bir kelime. Birini taklit etmek kaba bir hareket olarak görülürken, taklit denilince akla... Continue Reading →

Atıksız Menstrüasyon

Nüfusun yaklaşık yarısı regl olmasına rağmen menstrüel ürünler hakkında yeterince konuşulmuyor. Bu yüzden kullan-at ped ve tamponların oluşturduğu çevre kirliliği de gözden kaçan bir konu. Tamamen pamuk gibi gözüken bu ürünlerin yüksek oranda plastik içerdiğini ve doğadan çözünmediğini biliyor muydunuz? Atıksız menstrüasyon mümkün mü? Plastik, modern hayatın her alanında kullanılan bir içerik haline geldi. Hijyenik... Continue Reading →

Türetici Olarak Kendimize Sormamız Gereken 5 Soru

Günümüzde sık sık birbirimize krizlerden ve olumsuzluklardan bahsediyoruz. Peki hep dışarıda kalana, ben olmayana mı soru sormak gerekir? Ya kendimize sormamız gereken sorular? Gezegensel ve toplumsal krizler kadar umudun da hala var olduğu bu zaman diliminde kendimize en son ne zaman soru sorduk? İnsanın ayna karşısına geçip, kendisiyle yüzleşmenin kolay olmadığının bilinciyle, sorular sorabilmek... Hadi, suçlayarak... Continue Reading →

Dünyanın Yeni Kıtasında Tapunuz Olduğunu Biliyor muydunuz?

7. Kıta Hepimize Ait İnsanı şekillendiren doğanın, artık insanlar tarafından şekillendirildiğini görüyor muyuz? İnsan yapımı nesnelerin ağırlığının, dünyadaki tüm canlıların ağırlığını aştığı bir çağdan bahsediyoruz: ANTROPOSEN.  Kimine göre insanın ve seçimlerinin sebep olduğu kirlilikten oluşan bir 'Yok Oluş Çağı', kimine göre insanın biyokütlesinin dışında, ürettiği atıklarla yeni bir kıta oluşturduğu 'İnsanlığın Çağı'. Kirliliğin Görünen Yüzü,... Continue Reading →

Degrowth Hareketinden Açık Mektup

Degrowth*: Ekonomi İçin Yeni Kökler Oluşturmak Korona Krizinin Ardından Geleceği Yeniden Hayal Etmek Koronavirüs pandemisi şimdiden binlerce can aldı ve pandeminin ilerleyen günlerde nasıl seyredeceği hala belirsiz. Virüsün yayılmasını önlemek, hasta olanların bakımını sağlamak ve temel ihtiyaçları karşılamak için ön safta sağlık personeli başta olmak üzere pek çok kişi mücadele verirken ekonominin büyük bir bölümü... Continue Reading →

Yaşamsal Bir Sorumluluk: İklim Eylemliliği

Fotoğraf: Fridays For Future / Pixabay Kritik günlerden geçiyoruz. Gezegenimiz hiç olmadığı kadar açık bir tehdit altında ve bu tehditi oluşturan da, engelleme imkânına sahip olan da yine biz insanlardan başkası değil. Berk Butan - Good4Trust.org Topluluk Geliştiricisi Gezegenin yaşam destek ünitelerinin gün geçtikçe zarar gördüğü çağımızı iklim ve biyoçeşitlilik krizleriyle(1), sosyal adaletsizliklerle(2), geçim sıkıntılarıyla... Continue Reading →

Sakin İşletmeler: Büyümemek bir tercih olabilir mi?

Uygar Özesmi, Good4trust.org kurucusu ve kışkırtıcısı Bu sene Türetim Ekonomisi’ni yakın geleceğin tek olası sistemi olarak ortaya koymak gibi iddialı bir çıkış yaptım. Tabii böyle bir iddiayı ortaya atınca bir an önce ve pek çok farklı platformda tartışmak gerek… Bu bahar ilk olarak, Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Eski Dekanı Prof. Dr. İpek... Continue Reading →

“Medeniyetin devamı için türetim ekonomisine ihtiyacımız var”

Kerem Efendioğlu, Kurucumuz ve Kışkırtıcımız Uygar Özesmi ile yaptığı söyleşisini SocialUp'ta yayınladı. Buradan aktarıyoruz: Birçok dernek ve vakıfta üst düzey görevler alarak, dünyadaki tüketimin yarattığı yok oluşların önüne geçme mücadelesine hayatını adamış Türkiye’nin ilk sosyal girişimcilerinden, Good4Trust’ın kurucusu Uygar Özesmi’yle sosyal girişimini, gezegenin geleceğini ve hayal ettiği düzeni konuştuk. Good4Trust’ı kurmaya nasıl karar verdiniz?Good4trust.org temelde ciddi bir... Continue Reading →

Ekonomik krizin ardındaki 3 gerçek

Uygar Özesmi – Good4Trust.org, Kurucu ve Kışkırtıcı Birinci gerçek: Büyüme Ekonomisi, insan odaklı, doğanın ve insanın refahını gözeten bir kalkınmaya dayalı ekonomik model yerine, sürekli ekonominin hacmini büyütmeye yönelik bir ekonomi insan ve doğa sömürüsü anlayışı üzerinde yükselir. Bu anlayış sözde ekonomiyi büyütecek, hacmi arttıracak doğadan çalınmış ve geri verilmeyecek çimento, bina, maden, metal, su, hava... Continue Reading →

Up ↑