Plastiksiz Temmuz, 2011 yılından beri düzenlenen, bireyleri bir ay boyunca özellikle tek kullanımlık plastikleri kullanmayı bırakarak plastik ayak izlerini küçültmeye davet eden bir akım. Her ne kadar ismini Temmuzdan alsa da gerçekte amaç, bu ay öğrendiklerimizi yıl boyunca uygulamaya koymak. İngiltere’de yapılan bir araştırma, halihazırda hane halklarının hafta başına 60 parça plastik ambalajı çöpe attığını gösteriyor – ciddi miktarda kirliliğe yol açan ama bir yandan da işe kendimizden başlayarak azaltabileceğimiz bir sayı.
Plastiğin doğaya zararları yaygın olarak biliniyor ama son birkaç yılda giderek daha çok karşımıza çıkan ve belki de pek çoğumuzun pek farkında olmadığı bir diğer tehlikeli yönleri ise mikroplastikler. Mikroplastikler çoğunlukla gözle görülemeyecek kadar küçük parçalara ayrılmış plastik parçalarıdır ve içtiğimiz su yoluyla vücudumuza girebilirler. Henüz insan sağlığı üstündeki etkileri konusunda bilmediğimiz çok şey olsa da yine de mikroplastiklerin insan sağlığına ve ekosistemlere verebileceği potansiyel hasar endişe verici.
Geri dönüşüm de bu sorun için kesin bir çözüm değil. Günlük hayatta kullanılan pek çok tür plastikten sadece küçük bir kısmı (%9 kadarı) tekrar işe yarar bir ürün şeklinde geri dönüştürülebilir. Geri dönüşüm hizmeti veren kurum ve kuruluşlar genelde her tür plastik atığı toplasalar da bunların hepsini pazara geri kazandırmak mümkün olmayabilir. Toplanan plastik atıkların büyük kısmının da uygun geri dönüşüm tesisleri mevcut olmadığı için çöpe gittiğini hatırlatmakta da fayda var.
Bu durumda çevreye plastikler yoluyla verdiğimiz hasarı en aza indirmek için en etkili yöntemler azaltmak ve yeniden kullanmak. Evimize giren plastiği azaltmak, hepimizin kolaylıkla alabileceği önlemler ile mümkün. Bunun için ilk bakmamız gereken yer, tek kullanımlık plastikler – özellikle poşetler ve ambalajlar.
Pazara veya markete gittiğimizde tek tek paketlenmiş küçük ürünler yerine birlikte paketlenmiş büyük miktarları tercih etmek, mümkünse paketlenmemiş taze ürünleri tercih etmek eve giren plastik oranını önemli ölçüde düşürebilir. Bunları mümkün olduğunca bez torba, pazar çantası ve file gibi uzun ömürlü alternatiflerle taşımak da yararlı olacaktır.
Bundan sonra sürekli kullandığımız ama aslında üstünde pek düşünmediğimiz bir plastik kullanımına bakalım: Buzdolabı poşetleri ve streç filmler. Hazır ambalajlar kadar dikkat çekmeseler de aslında çoğu evin yoğun olarak kullandığı malzemeler olarak plastik ayak izimizi arttırıyor. Üstüne üstlük pek çok streç filmde bulunan PVC, doğrudan yemeklerle temas ettiğinde sağlık riskleri doğuruyor.
Plastik kullanmadan yemekleri saklamanın en iyi yollarından biri de tekrar kullanılabilir, doğal malzemelerden üretilen alternatifler. Bunlardan biri de Good4Trust bünyesindeki üreticilerden biri olan MUMO. İki üretici tarafından geliştirilen Mumo, dünyada da yaygınlaşan bir uygulama olarak kumaş kaplama kullanarak yemekleri sağlıklı bir şekilde saklamayı hedefliyor. Yapısındaki pamuk, balmumu, reçine ve Hindistan cevizi yağı sadece gıdaları taze tutmakla kalmıyor, aynı zamanda daha uzun ömürlü ve doğada çözünebiliyor. Üstelik yıkanabildiği için plastik torbaların aksine zamanla kokma veya kirlenme gibi sebeplerle kullanılmaz hale gelmiyor.
Elbette ki kimse bir anda plastik kullanmayı tamamen bırakamaz ama bu ay boyunca çevre üstündeki etkimiz konusunda dikkatli ve bilinçli davranarak hem gezegenimiz hem de sağlığımız üstünde anlamlı bir değişim yaratabiliriz. Evimizdeki plastik ürünlerin farkında olmak, bunları değiştirme vakti geldiğinde daha sürdürülebilir alternatifler bulmamızı kolaylaştıracaktır. Plastiksiz Temmuz için değişime kendimizle başlamamız, plastik atıksız bir yaşamı nasıl mümkün kılabileceğimizi kendimize sormamız gerekiyor.
Mumo ile ilgili daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Kaynaklar:

Bir Cevap Yazın