Orman Yangınlarıyla İlgili Yanlış Bilinen Bilgiler: Göçer Hayvancılık

keçiler

Doğal afetler karşısında sıklıkla çaresiz hissediyoruz ve zaman zaman gerçek nedenlerini araştırmak yerine suçlayacak birilerini arıyoruz. Örneğin arıcılar sıklıkla orman yangınlarına neden olan kişiler olarak gösteriliyor ya da keçilerin ormana zarar verdikleri düşünülüyor. Ancak özellikle yangınlar sırasında karşımıza çıkan bu bilgilerin ne kadarı doğru? Gelin yaşamlarını göçebe hayvancılık yaparak geçiren Sarıkeçililer örneğine çoban, Geççi.org yürütücüsü Oğuzhan Çoban’ın anlattıklarından yola çıkarak bir göz atalım. 

Türkiye’nin zengin kültürel mozaiğinin renklerinden biri olan göçebe hayvancılık, yıllar süren deneyim ve bilgi birikimiyle doğa ile iç içe bir yaşam biçimi sunuyor. Oğuzhan Çoban’ın da dahil olduğu Sarkeçili Yörükler, bu deneyimi sadece yaşamakla kalmayıp koruma ve aktarma çabası içinde olanlardan.

Oğuzhan Çoban’ın hikayesi doğa ile uyum içinde bir ekonomik ve sosyal yapı kurabilmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Bu yapı, aynı zamanda bir sosyal işletme ve topluluk temelli bir oluşum. Göçerler, yaşam şartlarını iyileştirmek için mücadele ederken, aynı zamanda sahip oldukları kadim bilgileri diğer topluluklarla paylaşmayı ve daha adil bir dünya yaratmayı hedefliyorlar.

Keçiler: Ormana Zararlı mı, Yararlı mı?

Keçilerin ormanlara zararlı olabileceği  zaman zaman gündeme gelen ve tartışılan bir konu . Ancak doğru yönetildiğinde, keçiler doğal beslenme şekilleri ile ormandaki yanıcı madde oranını azaltarak yangın riskini düşürebiliyor. Özellikle planlı otlatma ile bu etki daha da artırılabiliyor. Zaten geçmişten gelen kadim bilgi de bize bunu söyler.

Keçiler orman ekosisteminin bir parçası olduğu gibi yangın riskini azaltabiliyor. Oğuzhan’ın deneyimleri, keçilerin doğru yönetildiğinde orman ekosistemiyle mutualist bir ilişki kurabileceğini ve bu ilişkinin her iki taraf için de faydalar sağlayabileceğini gösteriyor.

Adem Candan ve orman yangınından kurtulan bölge

Fotoğrafta gördüğünüz Adem Candan’ın hayvancılık yaptığı alanın yangından korunmuş olması hayvancılığın orman yangınlarına karşı korunmada önemini açık bir şekilde gösteriyor. Ölü padok sistemi gibi geleneksel yöntemlerin kullanılması ormandaki yanar madde miktarını azaltarak yangının yayılma ihtimalini azaltıyor. Candan’ın örneğinde yıl boyunca otlattığı hayvanlar gün sonunda belli alanlara giderek dinleniyor ve bu dinlendikleri alanlardaki kuru maddelerin onları ezerek, üzerlerine idrarlarını yaparak ve otlayarak daha hızlı toprağa karışmasını sağlıyor. Böylece hem ormandaki yanabilir kuru madde miktarı azalıyor hem de hayvanların idrarı ile bölgedeki nem oranı artıyor.

Kızılçam Meselesi: Dost mu Düşman mı?

Kızılçam, hemen herkesin aklına yangınlarla anılan bir ağaç türü olarak geliyor. Ancak, doğanın karmaşık ilişkiler ağı içinde her şey siyah veya beyaz değil. Göçebe bir bakış açısıyla, kızılçamın ormanlara istilacı olarak girmesi ilk bakışta olumsuz gibi görünse de yangın sonrası yeniden filizlenme kabiliyetiyle ekosisteme katkı sağladığı da bir gerçek.

Oğuzhan Çoban, kızılçamın istilacı bir tür olduğunu düşünürken zamanla bu türün yangın sonrası hızla yeşererek ormanın kendini yenilemesine katkı sunduğunu fark ediyor. Bu süreç, kızılçamın sadece işgalci olmadığını, aynı zamanda bir adaptasyon ustası olduğunu ve her şeyin her zaman ilk bakışta göründüğü gibi olmayabileceğini gösteriyor.

Mücadele Yöntemleri Geliştirmekten Çok Müdahaleyi Azaltmaya İhtiyacımız Var

Sıklıkla bazı bölgelerin orman yangınına meyilli olmasından bahsediliyor. Ancak ormanların yanmaya meyilli hale gelmesindeki asıl neden insan etkisi. İnsan müdahalesiyle ormandaki nem dağılımı zarar görüyor, ağaç çeşitliliği değişiyor, bölgeye fayda sağlayan otçul hayvanların nesli tükeniyor. Yani günümüzde ormanın içinde doğal olarak olan mutualist yaşam doğal hayvancılıkla desteklenmiyor, bozuluyor. Bu nedenle ilk adımda mücadele yönteminden ziyade müdahaleyi azaltma yöntemlerini düşünmemiz gerekiyor.

Hayvanlar Doğaya İnsan Etkisiyle Zarar Verir

Hayvancılık kontrollü bir şekilde yapıldığında orman ekosistemine zarar vermek yerine katkı sağlıyor. Ancak endüstriyel üretim yöntemleri çeşitli sebeplerden ötürü ormanlık alanların yok edilmesine neden oluyor. Burada orman yangınlarına katkıda bulunan hayvancılık ya da tarım türünün doğa dostu hayvancılık ve tarım değil endüstriyel üretim olduğunu yani hayvanların yalnızca insan etkisiyle doğaya zarar verdiğini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. 

Oğuzhan Çoban ve Sarı Keçiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği sürdürülebilir hayvancılık faaliyetleriyle karbon emisyonlarının azaltılması ve hatta negatif karbon ayak izi oluşturulması konusunda önemli bir adım atmış. Bu, sadece çevre için değil, aynı zamanda ekonomik fayda olarak da önemli bir potansiyel sunuyor.

Yangınla mücadelede bölgesel özellikler en önemli unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bundan dolayı, göçebelerin hayvancılık teknikleri gibi yerel ve geleneksel yöntemlerin modern yöntemlerle birleştirilmesi, özgün çözümler üretebilecek bir potansiyel sunuyor.

Göçebe hayvancılık ve orman yönetimi arasındaki bu dans, doğa ile uyum içinde sürdürülebilir bir yaşamın mümkün olduğunu gösteriyor. Oğuzhan Çoban ve Sarıkeçili Yörükler gibi toplulukların deneyimleri ve uygulamaları, orman yangınlarına karşı proaktif ve koruyucu önlemler olarak değerlendirilebilir. Biz de bireyler olarak, doğru bilgiye ulaşmanın yanı sıra geleneksel bilgilere de saygı göstermeli, sürdürülebilir ve çevre dostu yaşam tarzlarına destek olmalıyız.

Bu yazı Yangına Dirençli Üretim Modelleri Projesi kapsamında 29 Kasım 2023 tarihinde Oğuzhan Çoban ve Şamil Beşoy’un katılımıyla gerçekleştirilen webinar baz alınarak hazırlanmıştır. Webinar’ın tamamını aşağıdan izleyebilirsiniz.

Orman Yangınlarıyla İlgili Yanlış Bilinen Bilgiler: Göçer Hayvancılık” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Yukarı ↑

Good4Trust.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin