
Ben Selin. Muğla’da, bir aile işletmesi olan Kaptan’ın Ceviz Çiftliği’ndeyiz. Ailecek burada çalışıyoruz. Annem, babam, kardeşim, ben, çocuklar hep birlikteyiz ve hayal ettiğimiz bir yaşamı yaşıyoruz burada.
En önemli özelliğimiz, ata tohum kullanarak yerli ve geleneksel üretim yapmamız. Kesinlikle hibrit tohum, GDO’lu ürün, endüstriyel gübre kullanmıyoruz. Doğru tarım yapmaya çalışıyoruz.
Günümüzün de istenen beslenme koşullarına göre de ürünleri farklaştırıyoruz. Mesela daha önce kinoa ve karabuğday üretirken, şu anda evde yemek pişirme azaldığı için bu kinoadan cips yaptık ya da karabuğdaydan ezme yaptık ya da granola yaptık. Değişen, beslenme koşullarına göre de ürünlerde farklılık yaratıyoruz.
Yangında bütün emeklerimiz ziyan oldu
Bahçemiz şu anda ormanlık alanın yanında bulunuyor. Bundan 2 yıl önce burada bir yangın yaşandı. Yangın oluncaya kadar, yangın ihtimali bizim hiç aklımızda yoktu. Böyle bir ihtimal yoktu.
Yangını fark ettiğimiz sırada güneşte kurutma salça yapıyorduk. Gökten küller yağmaya başladı. Ekip olarak verdiğimiz bütün emekten hasat ettiğimiz domatesin ekimine kadar hepsi ziyan oldu. Dışarıda kuruttuğunuz tüm meyveler, tüm sebzeler ziyan oldu. Emekleriniz gidiyor.
İlk tepkiniz ne oldu derseniz ağlayarak jandarmayı aradım. Bir şey yapabilir miyiz? Traktöre bindik ve ne yapabiliriz diye düşündük. Çapa kürek aldık babamla gittik ama o kadar büyük bir yangın ki en sonunda arabaları yolun oraya girişe çektik.
Hep birlikte masada oturduk. Sadece babama baktım. O an çok korktuğumu hatırlıyorum. Hâlâ hatırladığımda tüylerim diken diken olur. Birisine inme inmiş derler ya babam öyle boşluğa bakıyordu. Konuşuyoruz cevap vermiyordu. Buraya kadar dedim ben çünkü onun bir ağacın yanması değil de onun çocukları gibi bütün hayatını bu ağaçlar üzerine kurmuş.
Elinizden bir şey gelmiyor ve yangınla giderek geliyor. Görebiliyorsunuz onu.
Çok şükür bizim bahçemize bir şey olmadı ama ben o gün babamın bir daha sağlığına kavuşacağına düşünmemiştim. O derecede kötüydü. Biz bahçeden kaçarken babam yangına doğru koşmaya başladı. Hiç öyle bir ihtimal vermedim. Neden oraya gidiyorsun diye normal mantıklı düşünemiyorsunuz o sırada. Çok korkutucuydu bizim için.
Hayatınız boyunca yaptığınız yatırım bir kıvılcımla sönebiliyor
Hem ekonomik hem duygusal olarak çok etkisi var. Daha sonra ben çiftçinin tüm hayatının bir anda sönebileceğini fark ettim. Bir gün ve bir kıvılcımla sönebiliyor hayatınız boyunca yaptığınız yatırım.
Sonra sigortalamayı araştırdım. Doğal afeti sigorta şirketleri karşılamıyor. Babamın 30 senedir verdiği bir emek var. Ben geçimimi buradan sağlıyorum. Burada 17 kişilik bir ekip var ama herkesin ailesini 4’er kişi sayarsanız 100’lerce kişiye ekmek kapısı oluyorsunuz.
Burası örnek bir bahçe. Çok kişiyi ceviz bahçesi yapması için motive ediyorsunuz, fidanlar veriyorsunuz. Hepsi bir saniyede gidebiliyor.
Doğru tarım yaptığınızda yangına karşı arazinizi korumuş da oluyorsunuz
O yangın olduğu dönemde biz çok panik olduğumuz için neler yapabiliriz diye hemen araştırmaya başladık. Bazı firmaların küçük ölçekli yangınlarda kullanabileceğiniz yangının ortasına atılan molotof gibi bir ürün ürettiğini gördük.
Ama bunların hepsi küçük önlemler. Çok büyük çapta bir orman yangını olduğunda, yardıma gittiğimizde, aldığımız eğitimlerde de öğrendik ki yangını başlangıçtan önlemek gerekiyor. Bu eğitimle alakalı.
İkincisi de aslında doğru tarım yaptığınızda, geleneksel tarım yaptığınızda yangına karşı zaten arazinizi korumuş oluyorsunuz.
Yörükler var dağda yaşayan. Onların keçileri bizim arazide otlar. Böylece çalı çırpı hiçbir şey kalmaz, ot kalmaz bizim arazimizde. Ormandan olan yangın bu tarafa sıçramasın diye arık açtık. Bu bizim normal düzende yaptığımız bir şeydi. Ama yangına karşı da yapılması gerekenler arasındaymış.
Budamalarımızı yapıyoruz. Budandığında o odunları topluyoruz ve muhafaza ediyoruz. Yabancı otların temizliğini yapıyoruz. Tarlamızı sürüyoruz.
Yol kenarında olmamız sebebiyle yolda çok fazla atık ürün oluyor. Plastik, cam, kavanoz. Mutlaka bu çöpleri topluyoruz. Yani kendi evimizin önünü süpürüyoruz.
Herkesten dileğimiz de bunların yapılması. Yoldan geçen herkeste buna dikkat ederse arkamızdaki ormanı koruyabiliriz.
Bir kızılçam ormanı yandığında herkes o dönem karabuğday ekelim ceviz ekelim demişti. Ama o ceviz ekmekle olmaz. Doğal bir tabiatı bozmamak gerekiyor. Bir meyve ağacıyla kızılçam aynı ekosistemi yaratmıyor.
Bu sene havanın çok sıcak olması, iklimlerin değişmesi, su kaynaklarının azalması, toprağın kayması. Bunların hepsi yanan ormanlar yüzünden.
Biz cevizlerimizi şu anda damla sulamayla suluyoruz çünkü su kaynaklarını korumamız gerekiyor. Her birine damla damla su veriyoruz ama çok yakınımızda bir baraj var. Su fazla geliyor.
Eğitimimiz olmadığı için ne yapacağımızı bilemedik
Aslında bizim yangından önce eğitime ihtiyacımız varmış. Böyle bir yangın olabileceği ihtimalinin aklımızın bir köşesinde bulunması gerekiyormuş. Çünkü yangın olur olmaz benim bütün hayallerim değişti. Ben burada yaşayamam gibi hissettim çünkü yapacak hiçbir işim kalmamıştı.
Bahçenin artık olmayacağını düşündüm. Sadece bilgisayarımı alıp çıktım. İçeriye koşarak girdiğimi hatırlıyorum. ne alabilirim de yani. Gıda ürünleri var. Bilgisayarım var. En azından bilgisayar ve telefonumu alıp paylaşım yapabilirim diye düşündüm.
O yüzden eğitim çok önemli. Çünkü başımızda duran, kol kanat geren anne ve babamız da çok şoka uğradı. Onlar da ne yapacağını bilemedi.
Eğer yangınla nasıl müdahale edileceği konusunda eğitimler alırsak psikolojik olarak da daha güçlü dururuz. Şimdi ben inanıyorum ki daha güçlüyüm çünkü bu deneyimi yaşadım, ne yapacağımı biliyorum. Suyun ne kadar uzaklıktan gelebileceğini biliyorum. Kimin tankeri var, kimin yok, kim tankerini kuyuya ya da gölete gönderebilir onu biliyorum. İletişim kuracağım adresleri biliyorum. Aslında her şeyin başı eğitim olarak geçiyor.
O afeti yaşadıktan sonra bu deprem gibi diyebilirim. Bir anda geliyor ya o kadar büyük. Elimizden geleni yapıyoruz diyebilirim. Elimizden geleni yaptık diyebilirim.
Ama insanın içi yanmaz mı? Çok yanar. Çok büyük trama olur. Çünkü ben çocuklarımı burada yetiştirmek için geldim. Çocuğuma bir zamanlar bizim ceviz bahçemiz vardı diyemem. Çünkü o buranın hayaliyle geldi. Biz yurt dışındaydık. Çocuğum gerçek domates, gerçek salatalık yesin, kendi yumurtasını kendi toplasını, sebzesini kendi toplasın diye geldim.
Kaptan’ın Ceviz Çiftliği’ni desteklemek için Good4Trust.org Çarşı’yı ziyaret edebilirsiniz.
